![]() |
| ANTAKYA KALESİ |
BİR LOKMA, BİR HIRKA...
21:17 |
Günümüz dünyasının bize dayattığı, nhe kadar bilinçli olursak olalım kafamıza vura vura bizi içine sürükleyen, bulaşıcı bir virüs gibi sürekli yayılarak devam eden yeni düzenin adı, tüketim… Üretimden bahis bile edemediğimiz, etsek bile bu üretimin endüstriyel olanın ötesine geçemediği, yine birilerinin sermayelerini daha da arttırma yolunda olduğu ve haliyle sonucunun yine tüketime dayandığı bir düzen. En başta insanı tüketen sonra insanla beraber var olan her şeyi tüketen bu düzen insana mutlu olma fırsatı tanımıyor. Çünkü insan en başta yetinme duygusunu kaybediyor. Hiçbir şeyimiz yokken en ufak şeyle mutlu olurken şimdi her şeyimiz olsa da mutlu değiliz. Mutlu olmayı da yetinmeyi de unuttuk… Artık ihtiyaçlarımız hiç bitmiyor. Sürekli yeni bir şeyler üretiliyor, reklamları yapılıyor ve bizler durmadan bir şeylere ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Sonrada soluğu tüketim için hazırlanmış o yerlerde alıyoruz. Ayrıca sadece maddi olanı değil manevi olanı da tüketiyoruz. İlişkilerimiz, duygularımız, yüreğimiz… Hepsini yavaş yavaş tüketiyoruz.
Şöyle de bir durum var ki kiminle konuşursak
konuşalım yukarıda yazdığım şeylere benzer şeyleri söyleyip benzer şeylerden
şikayet eder durumda. Yani hepimizin sorunu aynı sıkıntısı aynı. O zaman
yapılması gereken ne? Yapılması gerekenin daha fazla düşünmek daha fazla
sorgulamak olduğuna inanıyorum. Daha fazla konuşmak değil daha fazla susmak ve
daha fazla düşünmek… Geçmişte kalan bir lokma bir hırka felsefesi bize neyi
fısıldıyor? İhtiyacımız olan şeyin bir hırka ve bir lokmadan başka bir şey
olmadığını bize söylerken aslında neyi söylemeye çalışıyor? Biraz düşünüp
hepimizin kendi cevaplarını bulması gerek.
Kendini Role Kaptırmak
14:42 |
Hayat bir oyun sahnesi gibi. Evet kalıplaşmış ve önemini yitirmiş bir cümle. Herkesin bir görevi var sahnede: Oyuncular, ışıkçılar, sesçiler ve yönetmenler. Milyarlarca insan,hepsinin ayrı bir amacı var.Ama ortada oyundan eser yok. Belki eskiden vardı, şu an gördüğüm tek şey role girmiş ve çıkamayan insanlar. Kendilerini o kadar kaptırmışlar ve soyutlamışlar, ki oyundan; asıl rollerini, görevlerini, oyun için ne kadar önemli olduklarını unutmuş, tutkularını, belkide yönetmenler tarafından akıllarına sokulmuş bazı fikirleri o kadar benimsemişler ki, girdikleri rolden çıkamaz olmuşlar. Gerçek benliklerini yitirmiş tek amaçları tüketmek olmuş. Oysa ki oyunculuk üretmek demektir bana göre. Farklı farklı rollere bürünmek, üzülmek, sevinmek, sinirlenmek. İzleyiciye o duyguları aktarmak ve paylaşmak. Rollerinde sıkışıp kalmış insanların tek ortak noktası bencillikleri olmuş. Sadece kendilerini düşünen, izleyicilerin nasıl etkilendiğini önemsemeyen çok becerikli birer kuklaya dönüşmüşler. Bugün daha fazla biriktirip, yarınlarda daha fazla yemek, tüketmek için. Etrafındaki olaylara kayıtsız kalıp, figüranlara saygı göstermeyen baş roller...
Şimdi farkındalık yaratmak için yapılabilecek birkaç şey var. Olaylara seyirci gibi bakabilmek, farklı gözlerden, farklı pencerelerden. arka planı görmeli, önemsiz ve yeteneksiz gibi gösterilmeye çalışılan başkalarını değil kendilerini ustalıkla oynayabilecek figüranları olaya dahil etmeli, onları yönetmen baskısından kurtarmalıyız. Bir ışıkçı gibi ışığın doğru açıyla vurmasını, seslerinin doğru kanallardan iletilmesini sağlamalıyız. Tek bir role kendimizi kaptırmamalı gerektiğince sesçi ve ya ışıkçı olabilmeliyiz.
Kurtulun yönetmen baskılarından, çıkın size verilen rollerden, kendinizi oynamaya başlayın artık.Tamda böyle oyunculara ihtiyacı varken dünya sahnesinin.
Mavi...
15:25 |
Serin;
Serin bir uyanışla açtık gözlerimizi maviye...
Sorgusuz,sualsiz kabul ettik.
Arkamız sağlam önümüz açık yürü!
Yürü dedi yürü yürüye bildiğin kadar maviye...
Yürüdük;
Yürüdük, insan-ı Kamil olduk maviye...
Çevirdik çarkını feleğin dört nala.
Dil ağır bir suali eksik etti aleme.
Sus dedi sus susabildiğin kadar maviye...
Dizildik tane tane ip misali maviye...
Göz âma,kulak sağır,dil ağır.
Yanılmıştık, yalnızdık belki de yanmıştık.
Yan dedi yan yanabildiğin kadar maviye...
İsm-i Kamet
KAÇAK MEKTEP - LOGO
22.10.2014
Kaçak Mektep ekibimizin ilk logosudur. Logo da bulunan tüm objeler'in bizim için bir anlam ifade ettiğini bilmenizi isterim. Blog yayınına başlamamızı özetleyen bir tasarımdır. Bir demlik çayla koca bir şehri aydınlatacak fikirleri olan bu ekibin ilk logosudur.
PANAROMA
![]() |
| YOK OLMANIN EŞİĞİNDE ANTİK BİR ŞEHİR HASANKEYF |
http://imza.la/hasankeyf-yok-olmasin-sessiz-kalma
http://www.dogadernegi.org/hasankeyf-yok-olmasin.aspx
![]() |
| OTAĞTEPE PARKI |
![]() |
| HALİÇ |
Manipüle Fotoğraf Nedir?
12:13 |
Etiketler:
Fotoğraf ve Grafik Tasarım,
İskambil Kağıdı,
Kaçak Mektep,
Manipüle Fotoğraf,
Tosba Duvar Kağıdı,
wallpaper
Manipüle fotoğraf, birden fazla fotoğrafın desteği ile oluşturulan fotoğraftır. Detaylara inecek olursak, ham fotoğrafların işlenmesi de denilebilir.Bu fotoğrafların photoshop yada farklı bir fotoğraf düzenleme yoluyla bir araya getirilerek yapılır.
Daha çok dergi ve TV kanalların da kullanılır. Kullanılma sebepleri gelecek olursak; bazen fotoğrafçı tek bir fotoğrafla konuyu yansıtamaz ve birden fazla mesaj veriyor olması gerekebilir.
Bu tür durumlar da manipüle fotoğraf, fotoğrafçıyı kurtarabilir.
Aşağıda işlenmemiş halde olan bir kaç fotoğraf göreceksiniz.
| Manipüle edilmeden önce |
İşlem yapılmadan önce elimizde dört tane birbirinden farklı fotoğraf bulunmaktaydı. İşlem yapıldıktan sonraki hali aşağı da gözüktüğü gibidir.
![]() |
| Manipüle işleminden sonra |
NOT: Bu fotoğraf bu konu için özel olarak hazırlanmıştır.Kullanılabilir fakat kaynak göstermeden paylaşılamaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















